‘Siyaset’ Kategorisi için Arşiv

Kız Çocuklarının Eğitime Kazandırılmaları

Pazar, 25 Kasım 2007

315 kız çocuğunu eğitime kazandırdılar.

Muş (AA)- Muş Alparslan Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) Müdürü Mehmet Güneş ile Müdür Yardımcısı Ayşe Çukadar, okulu bırakan veya okula hiç gitmeyen 315 kız çocuğunu aileleriyle görüşerek eğitime kazandırdı.

Muş Alparslan Yatılı İlköğretim Bölge Okulu Müdürü Mehmet Güneş, yaptığı açıklamada, çocukların eğitimden yoksul kalmamaları için çalıştıklarını, bu kapsamda okulda görevli öğretmen Ayşe Çukadar ile çocuklarını okuldan alan veya okula hiç göndermeyen ailelerle görüştüklerini söyledi. Muş Valiliğince sağlanan araçla bugüne kadar yaklaşık 30 köyü ziyaret ederek, kız çocuklarını okula göndermeyen aileleri ikna etmeye çalıştıklarını belirten Güneş, ”Çalışmalarımız sonucunda okuldan alınan veya hiç okula gönderilmeyen 315 kız çocuğunu okula kazandırdık. Çalışmalarımız aralıksız devam edecektir” diye konuştu.

Müdür Yardımcısı Ayşe Çukadar da kız çocuklarının free motorola ringtones tracfone music real ringtones ringtones ??????download free polyphonic ringtones download free polyphonic ringtones 2366i nokia ringtones ringtones for verizon phone blackberry free mp3 ringtones free ringtones for t mobile phone crazy frog listen ringtones download free cricket ringtones pcs ringtones sprint vision free ringtones and wallpaper for cell phone tracfone ringtones sprint pcs ringtones download free mp3 nokia ringtones ??????real tone ringtones download free verizon ringtones download polyphonic ringtones download free sprint ringtones alltel free ringtones eğitime kazandırılmalarının kendisini çok mutlu ettiğini söyledi. Muş Milli Eğitim Müdürü İlhami Bayraktar ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2003 yılından bu yana kız çocuklarının eğitime kazandırılması amacıyla başlatılan çalışmalar sonucunda 4 bin 766 kız çocuğunun okullaştırıldığını söyledi.Yapılan çalışmalar kapsamında ailelerle tek tek görüştüklerini ifade eden Bayraktar, ”Amacımız kentimizde bütün çocukların okula gitmesidir” demiş…

Bu güzel olayın tüm Türkiye’de yayılması dileğiyle……….

<GÖKÇEN>

Yeni Cumhurbaşkanımız ve Yeni CHP Yönetimi

Pazar, 02 Eylül 2007

       Uzun uğraşlar sonucunda sayın cumhurbaşkanımızıda seçmiş bulunmaktayız. Ülkemiz için en hayırlı insan tabiki sayın Abdullah GÜL’dü. CHP’nin oylamaya katılmaması bile sayın cumhurbaşkanını seçmemeye yetmedi. Zaten 3.cü turda CHP’nin oylamada olup olmamasıda önemli değildi. Tabiki onlarda muhalefetliklerini bu şekilde göstereceklerdi.. CHP için esas sıkıntı 09.09.2007 saat 09.00 da olacak olan sayın Mustafa SARIGÜL’ün Baykal’ı yıkma mitingi olacaktır. Bakalım sonuç ne olacak!! CHP Baykal’la mı devam edecek, yoksa kan değişikliğimi olacak…

<GÖKÇEN>

Ilımlı İslam…

Salı, 21 Ağustos 2007

   Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ılımlı bir İslam devletine doğru gidip gitmediği ile ilgili tartışmalara sert çıkarak, “Bu ‘ılımlı İslam’ yakıştırmaları falan çok çirkin şeyler. Bu bir defa dinimize saygısızlıktır, hakarettir. İslam’ın ılımlısı ılımsızı falan olmaz, İslam İslam’dır o kadar” dedi.

   Bu kelime oyununu günlük yaşantımıza bulaştıranların mantığı apaçık bellidir; “Bir şeyi yok edemiyorsan, onu yozlaştır“. İslam yüzyıllardır bozulmadan ilk günkü gerçekliğini ve doğruluğunu korumuştur. İlla ki zaman zaman değiştirilme ve yıpratılma oyunları oynanmıştır üzerine. Fakat Türkiye’de oynanmak istenen oyun, İslam’ın yozlaştırılmasından ziyade Türk halkının İslam’a bakışını ve yorumlamasını değiştirmektir. “Ilımlı İslam” tabiri sanki hristiyan yada ateist olan bir toplumu İslam’a yaklaştırma çabası varmış gibi anlaşılmaktadır. Kelime dizisine müslüman bir Türk olarak değil de, dışarıdan, konuyla hiç alakası olmayan ve hayatında ilk defa bu  tabiri duyan biriymişsiniz gibi baktığınızda bunu algılarsınız. Fakat bu tabir %90′nının (kötümser bir tahminle) müslüman olduğu bir ülkede telaffuz edilmektedir. Sanki Türkiye’nin geneli müslüman değilde, AKP hükümeti müslüman olarak halkı İslam’a yakınlaştırma çabasındaymış gibi bir ifade ile kullanılmaktadır.

   Peki aslında “Ilımlı İslam” denilerek anlatılmak istenen nedir gerçekte? Mutlaka görmüşsünüzdür çevrenizde tarif edeceğim insan modelini. Adam müslüman olduğunu söyler fakat Cuma’dan Cuma’ya namaz kılar, belkide onu da kılmaz. Her akşam olmasa da, genelde içki içer fakat Ramazan ayı gelince oruç tutar, tutmasa da 30 gün içki içmez. Mangal keyfi ile içki içmeye bayılır ama kurban etiyle yapılan mangalın yanında içmez, çünkü kurban etiyle içilmez!!! Denk getirdiği zaman kendisi evli olmasına rağmen başka bir kadınla birlikte olabilir ama komşusunun kızını bir erkekle görünce, kızın en büyük günahkar olduğunu düşünür ve bunu çevresinde şiddetle savunur. Aynı kızı yolda gördüğünde arkasından bakarak iç geçirir. Müslüman olduğunu söylemesine rağmen tesettürlü yada kapalı bir bayan gördüğünde kızar, açık saçık bir bayan gördüğünde hoşuna gider fakat onun da hafif meşrep olduğu yönünde söylemlerde bulunur. Şimdi soruyorum sizlere, bu tariflerin hepsine yada bir kısmına uyan tanıdığınız hiç mi kimse yok çevrenizde? İşte size “Ilımlı İslam” modelinde bir Türk insanı. Yani bu tabirle Türk halkının getirilmek istendiği nokta. Ne İran gibi sert, ne de Avrupa gibi serbest. Ne tam dinsiz, ne de tam müslüman. Yani Türkiye’nin hep alışıla gelmiş hali, ne dolu ne de boş. Peki bunu kim ve neden yapmak istiyor? İşte asıl güzel soru ve verilmesi zor cevabı (Bazen gerçeği bilirsiniz ama susarsınız yaa)!..

   Müslüman olduğunu söyleyen ama gereklerini yerine getirmeyen bir Türk’ü ne yapacaklar bu “Ilımlı İslam“  tabiriyle yola çıkanlar sizce? Aklı az biraz çalışan her Türk insanı farkındadır ki, bu güzel topraklar üzerinde bir çok ülke kendi oyununu oynamaya çalışmaktadır. Ve birçoğunuz farkındadır ki bu ülkede bazı şeyler, ne bizim ne de yönetenlerin kontrolünde değildir. Çok güçlü silahları vardır dış güçlerin bu ülke içerisinde (Basın organları, Satılmış siyasiler, Resmileşmiş topluluklar, vb gibi). Bu bahsi geçen dış güçler “Ilımlı İslam” tabiriyle oluşturdukları kesimin düşüncelerini yeri geldiğinde İslam ile, yeri geldiğinde İslam karşıtlığı ile, yeri geldiğinde Laiklik ile, yeri geldiğinde de Milliyetçilik ile cezbedecek, “Ilımlı İslam” modeline uyuşmuş Türk halkını istediği zaman istediği tarafa çekecek ve ülkemiz üzerinde istedikleri anda bir karışıklık, bir gerginlik meydana getirebilecek güce ulaşacaklardır. Ki bu oyun yıllardır Türkiye’de oynanagelmiştir! Bazen Sağ-Sol olarak çıkmıştır karşımıza, bazen Alevi-Sünni, bazen de Türk-Kürt olarak. Bizi kendi güçleriyle yıkamayacaklarını anlayan uyanıklar, bizi bize kırdırmayı öğrenmişlerdir.

   Şimdi kendinize birkaç soru sormanızı istiyorum haddim olmayarak.

  • Müslüman mısınız?
  • Müslümanlığın gereklerini yerine getirebiliyor musunuz?
  • Müslümanlığın gereklerini uygulayabiliyor olmak ister miydiniz?
  • “Ilımlı İslam” tabiri size de sıcak geliyor mu?
  • Yavaş yavaş özünüzden uzaklaştığınızı mı düşünüyorsunuz? Yoksa avrupalaşıyor musunuz?
  • Bir gün sizi size kırdırabileceklerine ihtimal veriyor musunuz?
  • Sağ-Sol, Türk-Kürt, Alevi-Sünni diye birbirini yiyenler çok akılsızdı da, siz mi kanmayacaksınız aynı oyuna?
  • Sizce bu yazı konuyu aydınlatıyor mu?

Bilseydim Tatilimi Yapardım! Baykal İstifa…

Pazartesi, 23 Temmuz 2007

   Yorumsuz…

Bilseydim tatilimi yapardım! Baykal istifa.

Halk Seçimini Yaptı! AKP Tek Başına İktidar…

Pazar, 22 Temmuz 2007

   Aslında başlığa Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ın “Halkın Muhtırası” sözünü yazmayı düşünüyorduk ama bu başlıkta yeterince durumu özetliyor. Son bilgiler doğrultusunda seçim sandığına giden seçmenler %46,66 gibi büyük bir farkla AKP’yi iktidar ilan ettiler!..

   %20,85 oyla CHP ikinci parti olurken, %14,29 oyla MHP üçüncü parti olarak meclise girebildi. AKP’nin meclisteki milletvekili sayısı 340, CHP’nin 112, MHP’nin 71 milletvekili olurken, bağımsızlardan 27 milletvekili meclise girebildi.

   Milliyetçi Hareket Partisi’nin aldığı %14′lük oy, parti adına bir başarı sayılacaktır muhtemelen. Ne de olsa önceki seçimlerde meclis dışına itilmişlerdi. Şimdi en azından içeri girebildiler. Tabi bu sırada halk, Demokrat Parti ve Genç Parti gibi yüksekten uçan partilerin de ağzının payını verdi.

(more…)

Seçim Sonrası Kriz…

Cumartesi, 21 Temmuz 2007

   22 Temmuz’a sayılı saatler kaldığı şu zamanda herkesin aklında aynı soru var. Seçim sonucu ne olacak? Sonuç ne olursa olsun, bizim için hayırlısı olsun diyerek başlayalım kelamımıza.

   Yapılan anket ve kamuoyu yoklamalarının sonucunda seçimden AKP birinci parti, CHP ikinci parti olarak çıkacakları görünüyor. Üçüncü parti olarak da MHP gösteriliyor ama barajı aşma endişesi devam etmekte. Şimdi seçim sonrası çıkacak sonuçları değerlendirelim biraz;

(more…)

Cesaret Abidesi: Leyla Zana…

Cuma, 20 Temmuz 2007

   Eski DEP milletvekili Leyla Zana, Bingöl’den bağımsız milletvekili adayı olan Nuri Özmen’i desteklemek için yaptığı konuşmada, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden “Kürdistan” diye bahsederek, “Ben de Kürdistanlıyım” dedi.

   Diyarbakır’da yaptığı konuşmada terörist Abdullah Öcalan’a “İmralı’daki liderimiz” dediği için hakkında Diyarbakır Cummuhiyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılan Zana, dün de Bingöl’de Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden “Kürdistan” diye bahsetti.

(more…)

Cem Uzan’ın Vaatleri…

Perşembe, 19 Temmuz 2007

   Volkan Alabaz arkadaşımızın bularak sitesinde yayınladığı ve Cem Uzan’ın vaatleri konusunda ki gerçekleri yansıtan bir resimi hoşgörünüze sığınarak sizlerinde beğenisine sunuyoruz!.. (Not: Resimde ki kişi Cem Uzan’ın bizzat kendisidir ve resimde oynama yapılmamıştır. Sadece üzerine yazı eklenmiştir.)

Cem Uzan'ın Vaatleri...

Hükümet ve Ekonomi…

Cumartesi, 14 Temmuz 2007

   AKP iktidarı hükümet olalı 5 sene olmak üzere. 5 sene öncesinde enflasyon %30′larda iken bugün %8,6′ya düşmüş durumda. AKP iktidara geldiğin borsa endeksi 10.000 seviyelerindeyken bugün endeks 55.000′lere dayandı. Başbakanın açıklamaları doğrultusunda 2002 yılında asgari ücretle 1.445 yumurta alınabilirken bugün 3.171 yumurta alınabiliyormuş, 2002 yılında asgari ücretle 187 kilogram ekmek alınabilirken bugün 334 kilogram ekmek alınabiliyormuş, 2002 yılında en düşük SSK aylığı ile 73 kilogram peynir alınabilirken bugün 109 kilogram alınabiliyormuş. Peki halkımızın geçim sıkıntısını AKP hükümetine bağlamalarının sebebi nedir acaba!…

(more…)

Unakıtan’ın Nimetleri!!!

Salı, 10 Temmuz 2007

   Sayın maliye bakanımız veya başka bir değişle ESkişehir AKP milletvekili adayı sayın Kemal Unakıtan, ESkişehir ve bilhassa Efsane ESkişehirspor taraftarlarının kalbini 12 den vurdu desek yalan olmaz… Fenerbahçe’nin geçtiğimiz ay Roberto Carlos’a yapmış olduğu imza şovuna inat, 08.07.2007 pazar günü Atatürk statında Sergen Yalçın’a 7 bin taraftar önünde imza attırdı, ayrıca kalitesi üst seviyede başka futbolcular da alınca bir anda ESkişehirimiz ve ESkişehirsporumuz ulusal gazete manşetlerinde yerini alarak az da olsa reklamımız yapıldı…

(more…)

İrtica…

Pazartesi, 09 Temmuz 2007

   Mehmet Büyüközer arkadaşımızın sitesi www.sonofnights.com ‘da yayınladığı karikatür dikkatimizi çekti. Türkiye’de ki irtica kavramını çok güzel tasvir eden bu karikatürü sizlerle paylaşmak istedik. Hepimize önyargısız günler dileriz!..

irtica

AKP’ye Giden Her Oy, PKK’ya Gider…

Pazar, 08 Temmuz 2007

   CHP genel başkanı Deniz Baykal Muğla’da ki mitinginde söylediği bir cümledir bu. Direk olarak hükümete hakaret ve büyük bir suçlamadır bu. Deniz Baykal bundan yıllar önce hükümetin ABD ile yaptığı bir anlaşmanın evraklarını çıkardı ortaya. Fakat bu evrakları seçime beş kala ortaya çıkarması ilginç doğrusu. Böyle bir evrak elinizdeydi de neden bu kadar beklediniz Sayın Baykal diye sormak geliyor insanın içinden! Tabiki seçim zamanı gereken darbeyi vurmak için. Peki bu evrak diye kameralara salladığı kağıt ne derece doğru ve gerçek, o da tartışılır.

(more…)

Seçim ve Vaatler…

Cuma, 06 Temmuz 2007

   Seçimler yaklaştıkça partilerin ardı ardına verdiği vaatlerde çığrından çıkmaya başladı. Her partinin halka vaat ettiği bazı şeyler var fakat bunların nasıl yapılacağı yada kaynağı nereden bulacağı konusundan bir açıklama yok…

(more…)

Hakkari’de Kahreden Sloganlar…

Cuma, 29 Haziran 2007

   Tunceli kırsalında öldürülen PKK’lının Hakkari’deki cenaze töreninde “Kahrolsun Türkiye Cumhuriyeti” diye slogan atıldı. Şehit saydıkları terörist için “Şehitler ölmez, Kürdistan bölünmez” sloganları atıldı.

   Maalesef ülkemizin sınırları içinde terör örgütünün gebertilmiş bir teröristine cenaze töreni yapılabiliyor. Ve bu cenaze töreninde örgütün mensupları sloganlar atabiliyor. Ve Genelkurmay Başkanı’ndan CHP lideri Deniz Baykal’a kadar birçok siyasi lider Kuzey Irak’a girilmesi konusunda söylemlerde bulunuyor. Güneydoğu Türkiye‘de teröristler cirit atarken biz neden Kuzey Irak‘a girmeye çalışıyoruz acaba? Leşi gömülmek istenen teröristin gebertildiği yer Tunceli kırsalı. Tunceli’nin haritadaki yerini bilmeyeniniz varsa -> Türkiye Haritası. Yani bizim siyasi liderlerimiz güneye doğru (Kuzey Irak’a) gitmeye çalışırken, asıl terörist saldırıları Türkiye’nin doğu bölgesinin göbeğinde gerçekleşiyor! Yani tam tersi bir istikamette! Tam anlamıyla “herkes giderken Mersin’e, biz gene gidiyoruz tersine!”.

(more…)

Süpriz Basın Açıklaması…

Çarşamba, 27 Haziran 2007

“… Geçen hafta, Avrupa Birliği’yle yürüttüğümüz ön görüşmelerden birini, Türk heyeti terketti. Kalktılar ve çıktılar. Toplantıyı terkeden Türkler asker de değil, sivil. Aralarında, bürokrasi uzmanı, hocam Prof. Metin Heper bile var.

   Çünkü adamlar genelkurmayın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını istediler, biz de ‘olmaz öyle şey’ dedik.

   Ordunun siyasallaşmasından korkuyoruz. Bunu Türkçe’ye tercüme etmek gerekirse, dinci hükümetlerin orduya şeriatçı subaylar sokmalarından korkuyoruz.

   Avrupa’nın hiçbir ülkesinde ordu ‘kendi başına bir varlık’ değildir, hükümetlerin memurudur. Şu farkla ki, polis ‘hafif silahlı’ memurdur, asker de ‘ağır silahlı’ memur…”

   Engin Ardıç’ın yazısından bir alıntıyla başlamak istedim yoruma. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt 27 Haziran 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında, PKK’ya karşı Kuzey Irak’a yapılacak bir operasyonun fayda getireceği görüşünü yineledi ve “Kuzey Irak’a girip PKK’yı bitiririz diyemezsiniz ama darbe vurursunuz” demiş. Magazinde de şarkıcı Gülşen, her işe el atmış Hülya Avşar ve Afrodit Banu Alkan bu şekilde herkesten bağımsız basın toplantıları yapıyor ve akıllarına geldiği gibi konuşuyor.

(more…)

Genelkurmay Başkanı Emekli Oldu…

Çarşamba, 20 Haziran 2007

   “ABD Genelkurmay Başkanlığı görevini iki yıldır yürüten Orgeneral Peter Pace, savaşın koltuğundan ettiği en rütbeli komutan oldu. Savunma Bakanı Robert Gates, Pace’in iki yıllık görev süresinin sona ereceğini, eylül sonunda emekliye ayrılacağını ve yerine kuvvet komutanlarının en kıdemlisi olarak Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Michael Mullen’ın atanacağını bildirdi. Bakan Gates, Orgeneral Pace’in ikinci dönem atanması konusunda Demokratların çoğunlukta olduğu Senato’da yapılması gereken görüşmelerde zorlukla karşılaşılacağını gördüğünü ve bu nedenle Pace’i bu göreve ikinci kez atamamaya karar verdiğini söyledi.”

   Bu haber bize neyi gösteriyor acaba? Amerika Birleşik Devletlerinin genelkurmay başkanının hükümet karşısındaki konumunu elbette! Peki nasıl oluyorda dünyanın en büyük ve güçlü ordusu emrinde olan bir general, hükümete karşı bu kadar zayıf kalabiliyor? Nasıl oluyorda darbe yapmak, muhtıra vermek gibi şeyler geçirmiyor aklından, hayret! Benim emrimde öyle bir ordu olsa ne başkan tanırdım, ne de başka bir ülke. Sen çalış, çabala dünyanın en büyük ordusunun başına genelkurmay başkanı ol, sonra bir tane başkan gelsin sana emirler versin, olacak iş değil!

(more…)

Dağdaki terör 100 James Bond’la biter…

Cuma, 15 Haziran 2007

   Sedat Laçiner ile yapılan bir röportajı yorum eklemeden yayınlıyoruz. Röportajın tamamını okuma zahmetinde bulunursanız yoruma gerek olmadığınıda anlayacaksınız…

NEDEN? Sedat Laçiner
Türkiye acılarla dolu bir dönemden geçiyor. Tam seçimlere yaklaşırken, PKK terörü anlaşılmaz bir şekilde artıyor. Çocuklarımız, askerlerimiz, subaylarımız ölüyor. PKK’nın ne istediği, amacının ne olduğu bir türlü anlaşılmıyor. Kiminle işbirliği yapıp, kimin hesabına çalıştığı da… Karakollarımızın nasıl bu kadar kolay basıldığı, askerlerimizin niye bu kadar korunmasız oldukları da anlaşılamayan konular arasında… Türkiye’nin K. Irak’a bir askeri operasyon yapıp yapmaması tartışılırken, akıllara takılan bu soruları uluslararası siyaset, hukuk ve güvenlik üzerine araştırmalar yapan sivil düşünce kuruluşu Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun (USAK)Başkanı doçent Sedat Laçiner’e sorduk. Geçmişte ASAM’ın stratejistlerinden olan Sedat Laçiner’in, IRA terörü, Ermeni meselesi, Türkiye-AB ilişkileri, Irak savaşı ve Türkiye üzerine yayımlanmış kitapları var.

(more…)

Sezer Polisin Yetkilerini Artıran Kanunu Onayladı…

Perşembe, 14 Haziran 2007

   Sonunda polisimizin bağlı olan eli kolu çözüldü. Eli silahlı caniler karşısında çaresiz kalan polisimize en azından kendini savunma hakkı verilmeliydi zaten. Polisin yetkilerini ve cezaları gerekli normlara getiremediğimiz için ülkemizde her gün yaşanan suçlar artıyor. Hapishaneler zaten suçlular için sıcak bir yuvadan farksız durumdaydı. Çalışmak yok, 3 öğün yemek var, bir de çevresi olan kişiler için hapiste yatmak tatilden farksız hal alıyor. Sadece dışarı çıkma lüksleri yok. Hırsızlık ve yankesicilik yapanların ertesi gün salınması şeklindeki söylemlerde ayrı bir konu.

(more…)

Şehit Cenazesinde Hükümete Protesto…

Çarşamba, 13 Haziran 2007

   Milliyet gazetesinde yayınlanan habere göre : “ERZİNCAN’ın Kemah İlçesi kırsalında güvenlik güçlerinin PKK’lı teröröstlerle girdiği çatışmada şehit düşen Jandarma Komando Onbaşı Ahmet Bilgiç, memleketi Tokat’ın Zile İlçesi’nde gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurlandı. Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı şehit onbaşı Bilgiç’in cenaze töreninde PKK’ya lanet yağdı, hükümet protesto edildi.”

(more…)

Teröre karşı kitlesel karşı koyma refleksi…

Cumartesi, 09 Haziran 2007

   Evet, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 8 Haziran 2007′de yapılan basın açıklamasında geçen bir cümle bu. Basında yada siyasi ortamda bu söz üzerine tartışma başlatıldı. Herkesin de farkettiği üzere gergin bir dönem içindeyiz bu günlerde. Siyasiler rant kavgasındalar, halk aklı karışmış şekilde hangisine oy vermeliyiz derdinde, basın kimin tarafını tutacağına karar verememiş halde bir o yana bir bu yana savruluyor. Böyle bir ortamda “A” deseniz bir yana çekilecek “C” deseniz bir yana çekilecek durumda. Genelkurmay’da her konuda açıklama yaptığı gibi terör konusunda da bir açıklama yapmış durumda. Son zamanlarda yaptığı açıklamalar arasında belkide kendi alanıyla en çok ilgisi olan konu da bu zaten.

(more…)